Havacılık Tarihi

Havacılığa Yön Verenler

Türk havacılık tarihine yön veren öncü isimler: kadın havacılar, Sabiha Gökçen ve Vecihi Hürkuş.

Türk Havacılık Tarihine Yön Veren Kadınlar

1900’lü yılların başından itibaren, yaşanan büyük savaşlar ve ekonomik buhrana rağmen, erkek egemen dünya toplumlarındaki baskın gücü arkalarına alarak gökyüzü sevdalarından vazgeçmeyen kahraman kadınlar… İşte burada size onların öykülerinden bahsederek, biraz da olsa onları tanımanıza vesile olmak istiyoruz. Kim bilir, belki gelecekte sizin de içinizde olan gökyüzü sevdası onların sayesinde büyük bir aleve dönüşerek, adınızı gökyüzüne altın harflerle yazdırabileceksiniz…

Gerek dünya, gerekse ülkemizde havacılık tarihinde iz bırakmış çok sayıda başarılı kadın var. Hepsinin de farklı bir hikâyesi var ve hepsi sonunda gökyüzündeki hayallerine ulaşmayı başardı. O zaman başlayalım gökyüzü sevdalısı kahraman kadınlarımızı birer birer tanımaya…

Bedriye TAHİR GÖKMEN - İlk Kadın Pilot

İlk kadın pilot Bedriye Tahir GÖKMEN.

Soyadı kanunu çıkmadan önce göklerle tanışan Bedriye Tahir GÖKMEN, namı değer Bedriye Bacı.

Uçmaya karşı duyduğu büyük tutkuyla havacılığa giriş yaptı.

1932 yılında Vecihi HÜRKUŞ’un kurduğu ilk Türk sivil havacılık okulu olan Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ne kayıt yaptırdı.

Gökmen, okuldaki 13 öğrenci arasında tek kadın olmasına aldırış bile etmedi. Çünkü onun için tek sevda uçmaktı. Büyük bir heyecan ve coşkuyla heyecanla havacılık derslerini hiç aksatmadan katıldı.

1933 yılında Türkiye’nin ilk kadın pilotu olarak uçuşlarını başarıyla gerçekleştirdi.

Belkıs ŞEVKET-Uçağa Binen İlk Türk Kadını

Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti (Osmanlı Kadınlarının Hukuku Savunma Derneği) kurucu üyesi olan Belkıs Şevket Hanım, tayyare alımını desteklemek için 1 Aralık 1913 tarihinde Yeşilköy’de Fethi Bey’in kullandığı tayyareye binerek “uçağa binen ilk Türk Kadını” oldu.

Belkıs hanım dernek adına, uçaktan atmak amacıyla bir sepet dolusu kart bastırmıştı. Bu kartta;

" Osmanlı Müdâfaa-i Hukûk-u Nisvân Cemiyeti azasından ve Kadınlar Dünyası muhabirlerinden Osmanlı ve İslam kadınlığı namına havada tayrân ederken (uçarken) “Kadınlar Dünyası” ismi ile muhterem ordumuza bir tayyare ihdâsını (hediye edilmesini) bilâ tefrîk-i cins ve mezhep (Irk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin) Osmanlı kadınlığından bekler.” »

(Müdâfaa-i Hukûk-u Nisvân Cemiyeti)" yazıyordu.Belkıs Şevket Hanım uçakla havadayken, kalabalığa hazırlanan kartları attı. Toplam uçuş ise 15 dakika sürmüştür.

Sabiha GÖKÇEN- Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu

Ünü dünyaları aşan, efsane kadın Sabiha GÖKÇEN.

Atasının gözbebeği, kadınlara 1900’lü yılların başında her şeyi yapabileceğini ispat etmiş göz pek Türk Kadını Sabiha GÖKÇEN 1913 yılında Bursa’da doğdu.

1925’te Atatürk’ün Bursa ziyareti sırasında Atatürk tarafından evlat edinildi. 1935’te Türk Hava Kurumu’na bağlı Türkkuşu’na katıldı ve uçmayı öğrendi. İleri seviye uçuş eğitimini yurtdışında alan Gökçen, 1936-1937 yıllarında Eskişehir Askeri Uçuş Okulu’nda bombardıman uçaklarıyla uçar ve sonraki yıl da uçağıyla Balkan turunu tamamladı. 1955’e kadar Türkkuşu’nda başöğretmen olarak görev yaptı ve doğduğu gün olan 22 Mart 2001 yılında vefat etti. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu olan Sabiha GÖKÇEN’in neredeyse bütün hayatı uçmakla geçti ve hayatını gökyüzüne adamış bir kadın olarak dünya uçuş tarihinde yer aldı. Dünyanın ve Türkiye'nin ilk kadın askeri pilotu Atatürk'ün manevi kızı Sabiha GÖKÇEN Hava Kuvvetleri'ne 1936'da katıldı.

Madelet REYAL (Madelet GRABBE BAŞUSTA)

Kızların da Hava Harp Okuluna alınması için dilekçe veren ilk Türk kadın kavacılarından-1954

“Sen kızsın anlamazsın bu işlerden” diyenlere inat Madelet hiç yılmadı. Onlara inat, akranları sokakta oynarken o yaşını büyüterek THK İnönü Planör Okulu’nda havacılığa başladı.

Planörü A, B ve C bröve lisansı ile kullanabilen sayılı havacı kadınlardan biridir.

Paraşüt milli takımıyla Irak, İtalya, Hollanda ve Almanya’da ülkemizi başarıyla temsil etti.

En büyük arzusu Hava Kuvvet Komutanlığı’nda jet pilotluğu yapmak olan Madelet REYAL Millî Savunma Bakanlığına bir arkadaşıyla birlikte verdiği dilekçe ile kadınlarında orduya alınması konusunda ki kanun değişikliğinin öncüsü oldu.

Ve 1955 yılında ilk bayan öğrenciler Hava Harp Okuluna kabul edildi.

Leman BOZKURT ALTINÇEKİÇ/ Şenay GÜNAY İlk Türk Kadın Jet Pilotları 1958

Leman Bozkurt Altınçekiç Liseyi bitirdiği yıl Türkkuşu İnönü Tesisleri'nde planör eğitimi aldı.

Hemen ardından Türkkuşu Motorlu Okulu'na öğretmen adayı olarak katıldı.

Silahlı Kuvvetlere 1955 yılında bayanların alınmaya başlamasıyla birlikte İzmir Hava Harp Okulu’na giren Leman Bozkurt ALTINÇELİK ve Şenay GÜNAY, 1957 yılında mezun oldular.

1958 yılında Eskişehir Jet Eğitim Filosunda ki eğitimlerini başarıyla tamamlayarak jet pilotu brövesini takan Leman BOZKURT ALTINÇEKİÇ VE Şenay GÜNAY Türkiye’nin “ilk kadın jet pilotları” oldular.

Leman BOZKURT ALTINÇEKİÇ aynı zamanda NATO’da görev yapan ilk ve uzun yıllar boyunca tek kadın jet pilotu unvanına da sahip oldu.

Leman BOZKURT ALTINÇEKİÇ Şenay GÜNAY Kuvvetleri'nden Albay rütbesiyle emekli oldular.

Yıldız ERUÇMAN /İlk Kadın Paraşütçü

Sabiha Gökçen tarafından yetiştirilen Eylül 1935’te Rus R-5 uçağından atlayarak “İlk Türk Kadın Paraşütçüsü” oldu.

Cumhuriyet'in 13'üncü yıldönümünde paraşütle gökten yere indirdiği buketi Atatürk'e takdim eden Türk kızıydı.

Yıldız Eruçman Türk Hava Kurumu’ndan minare işçisi olarak emekli oldu.

O zamanlar en tehlikeli meslek minare işçiliği olduğundan ve ilk kadın pilotlar da o zamana göre kadın olarak tehlikeli bir meslek seçtiklerinden sigortaları minare işçisi olarak yapılmıştır.

Eribe KARTAL HÜRKUŞ/ İlk KadIn Havacı Şehit

29 Ekim 1936 Cumhuriyet Bayramı törenleri sırasında Ankara hipodromundaki atlayışı sırasında paraşütü açılmayarak yaklaşık 600 metreden düşerek ağır yaralan Eribe Kartal Hürkuş, (Vecihi Hürkuş’un yeğeni) kaldırıldığı hastanede henüz 18 yaşındayken hayatını kaybederek “İlk Türk Kadın Hava Şehidi” olmuştur.

Edibe SUBAŞI KUTUCUOĞLU / İlk Akrobasi Pilotu

Atatürk, 1937 yılında önce çıktığı Adana gezisinde ortaokul öğrencisiyken keşfetti.

İlk eğitim uçuşlarını Eskişehir'de aldı.

Sabiha Gökçen tarafından yetiştirilmiş olan dört kadın pilottan biridir.

İlk uçuşunu 15 yaşında Yunanistan'a yaptı, oradan İtalya'ya geçti. Planörle havada 5 saat kalanlara verilen gümüş C brövesini alan ilk kişi oldu.

Türk Hava Kuvvetleri bünyesindeki akrobasi timi Türk Yıldızları'nın mimarlarından birisi oldu.

Hollanda ve ABD'de bulundu.

Subaşı, 1957'de eğitim sahasında uçuş yaparken, kendisinin ardından havalanan öğrencisinin yaptığı bir uçak kazası sonucu vücudunun büyük bir bölümü yandığı için iki yıl yatarak tedavi gördü, bu kazadan sonra "Minare işçi" emekli olarak uçuşa veda etti.

Kendisi de birçok öğrenci yetiştiren Subaşı, 104 defa paraşütle atlamıştır.

Sabiha GÖKÇEN

Sabiha GÖKÇEN

Sabiha Gökçen 1913 yılında Bursa'da doğdu. Babası ve annesinin ölümünün ardından 1925 yılında Bursa'yı ziyaret eden Atatürk tarafından evlat edinildi. Sabiha Gökçen'e "Gökçen" soyadı, henüz havacılıkla ilgisinin olmadığı 1934 yılında soyadı kanununun çıkmasıyla Atatürk tarafından verildi.

Çankaya İlkokulu ve İstanbul Üsküdar Kız Koleji'nde eğitim gören Sabiha Gökçen, 1935'te Türk Hava Kurumu'nun Türkkuşu Sivil Havacılık Okulu'na girdi. Ankara'da planör eğitimlerini aldı ve 7 erkek öğrenci ile birlikte Kırım Rusya'ya gönderildi, orada yüksek planörcülük eğitimini tamamladı.

1936'da Eskişehir Askeri Hava Okulu'na girdi ve burada aldığı özel eğitimden sonra askeri pilot oldu. Eskişehir'de 1.Tayyare Alayı'nda bir süre staj yaptı ,avcı ve bombardıman uçakları ile uçtu. 1937 yılında Türk Hava Kurumu Genel Merkezi'nde düzenlenen bir tören ile kendisine Türk Hava Kurumu Murassa Madalyası verildi. 30 Ağustos 1937'de askeri uçuş brövesi aldı.

Gökçen 1938'de Balkan devletlerinin davetlisi olarak, uçağıyla Balkan turu yaptı.

Türkiye'ye dönüşünün ardından Türk Hava Kurumu Türkkuşu'na "Başöğretmen " tayin edildi ve 1955'e kadar bu görevini başarıyla sürdürdü.

1953 ve 1959'da davet üzerine ABD'ye giden Sabiha Gökçen, Türk toplumu ve Türk kadınını tanıttı.

1996'da havacılık kariyerinin en büyük ödülünü aldı. Amerikan Hava Kurmay Koleji'nin mezuniyet töreni için düzenlenen Kartallar Toplantısı'nın onur konuğu olarak katıldığı Maxwell Hava Üssü'nde ki törende "Dünya Tarihine adını yazdıran 20 Havacıdan biri" seçildi. Gökçen bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın havacı oldu.

Son uçuşunu 1996'da 83 yaşında iken Fransız pilot Daniel Acton eşliğinde Falcon 2000 uçağıyla yaptı.

Vecihi HÜRKUŞ

(18 Ocak 1896 - 16 Temmuz 1969)

Vecihi Hürkuş, 18 Ocak 1896'da İstanbul'da doğdu. İlkokulu Bebek’te okudu. Ardından Üsküdar’da Füyuzati Osmaniye Rüştiyesinde ve Üsküdar Paşakapısı İdadisinde eğitimine devam etti. Daha sonra Tophane Sanat Okuluna geçerek buradan mezun oldu.

1912 senesinde eniştesi Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak Balkan Harbi’ne katıldı. Balkan Harbi bitince İstanbul Ordu Kumandanlığının görevlendirmesiyle Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandanlık yapmaya başladı.

Tayyare Makinist Mektebine girdi. Buradan mezuniyetinden sonra Birinci Dünya Savaşı'nda Bağdat Cephesi’ne makinist olarak gönderildi. Ancak 2 Şubat 1916’da bir uçak kazasında yaralandı ve tekrar İstanbul’a geldi.

İyileştikten sonra Yeşilköy’deki Tayyare Mektebine girdi. Burada 21 Mayıs 1916 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi. 15 Kasım 1916’daki mezuniyetinden sonra pilot diplomasını aldı.

3 Kez TBMM Takdirnamesi Verilen Tek Kişi

1917 senesinde Kafkas Cephesi’ne, 7. Tayyare Bölüğü’ne tayin edildi. Bu cephede bir Rus uçağını düşürdü ve uçak düşüren ilk Türk tayyareci olarak tarihe geçti.

8 Ekim 1917 ise bir hava savaşında kendi kullandığı uçak Ruslar tarafından düşürüldü. Yaralanan Hürkuş, uçağını Rusların eline geçmemesi için yaktı. Ancak kendisi esir düştü ve Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’na gönderildi. Buradan Azeri Türklerinin yardımıyla kaçtı.

Birlikte kaçtığı İstihkâm Teğmeni Salih Bey’le 2,5 ayda yaya olarak Süleymaniye üzerinden Musul’a ulaştı. 1.Dünya Savaşı sonlarında İstanbul’a geldi ve Hava Müdafaa Bölüğü’ne atandı. Bu sırada bir av uçağı tasarımı yaptı ama bu projesi Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması ile yarım kaldı.

İstanbul’un işgali üzerine ise Hürkuş, Anadolu’ya geçip Milli Mücadele saflarına girme yollarını araştırdı. Esaretten dönen askerlerin arasına karışarak Harem’den kalkan bir gemiye bindi ve Mudanya’ya ulaştı. Ardından Bursa ve Eskişehir üzerinden Konya’ya giderek sivil pilot olarak Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Kurtuluş Savaşı’nda başarılı keşif uçuşları yaptı ve bir Yunan uçağını düşürdü.

Kurtuluş Savaşı'ndaki kahramanlıları nedeniyle üç defa TBMM takdirnamesi verilen tek kişi olarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazandı.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İzmir/Seydiköy’de açılan tayyare okulunda eğitim vermeye başladı. 1923 yılında İzmit mıntıkası tayyare bölüğüne atandı fakat burada üç ay kaldıktan sonra Binbaşı Fazıl'ın eğitim uçuşu sırasında düşüp yaşamını yitirmesiyle yeniden İzmir’e çağrıldı.

İlk Türk uçağı 'Vecihi K-VI'yı tasarladı ve üretti

Uçak tasarımı üzerinde yoğun çalışmalara başladı ve savaş sırasında Yunanlılardan kalan uçak malzemelerinden yararlanarak projesini hazırladığı ilk Türk uçağı "Vecihi K-VI'yı 1924'te tasarladı ve üretti.

Uçağı için uçuş müsaadesi istedi. Ancak uçabilirlik sertifikası için toplanan teknik heyette tayyareyi kontrol edecek personel bulunamadığından Vecihi K-VI’nın uçuşunda gecikmeler yaşandı.

Sonunda teknik heyetten bir kişinin "Vecihi, biz sana bu lisansı veremeyiz. Uçağına güveniyorsan atla, uç, bizi de kurtar." demesi üzerine Vecihi Hürkuş, 28 Ocak 1925'te "Vecihi K-VI" ile ilk uçuşunu yaptı. Ancak bu uçuş izinsiz gerçekleştirildiği için cezalandırılırdı.

Türkiye’nin Baştayyarecisi

16 Şubat 1925'te Türkiye'de kurulan ilk sivil havacılık organizasyonu olan Türk Tayyare Cemiyeti (THK) kurucuları arasındaki ilk ve tek pilot olarak yer aldı.

17 Haziran 1925’te Türkiye’de ilk olarak Vecihi Hürkuş’a Türkiye’nin Baştayyarecisi unvanı verildi.

Türk Tayyare Cemiyetinde halka havacılık sevgisini yaymak amacıyla başlatılan bağış kampanyasından elde edilen gelirlerle satın alınan ve Ceyhan ismi verilen uçakla yurt içi bağış gezilerine çıktı.

Hürkuş daha sonra Türk Tayyare Cemiyeti heyetiyle ikinci kez Avrupa'ya gitti. Almanya’da Junkers ve Rohrbach uçak fabrikalarını gezdi. Fransa’da birçok uçak fabrikasında incelemelerde bulundu.

Türkiye’ye dönüşünde, cemiyetin tasarı ve projelerinin rafa kaldırılması, elindeki tayyare, vasıta ve elemanlarının hava kuvvetlerine verilmesi ve kendisinin de tekrar hava kuvvetlerinde görev alması istenince Hürkuş, görevinden istifa etti.

Bu sırada Milli Savunma Bakanlığının Kayseri’de Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi'ne (TOMTAŞ) ait fabrika kurmak için anlaşmasının ardından kendisine gelen teklifi kabul ederek "Junkers A.20" uçaklarındaki eksikliklerin düzeltilmesi çalışmalarında görev almak için yeniden Almanya’ya gitti.

Buradaki çalışmalarının ardından yurda geri çağrıldı. 1926'da "Junkers A.35" uçağının tecrübe edilmesi görevini başarıyla yerine getirdi.

16 Eylül 1926 tarihinde Türkiye’de ilk defa Vecihi Hürkuş’un kullandığı Junkers F-13 uçağı ile paraşütle atlama gösterisi Ankara’da yapıldı.

1927’de TOMTAŞ'ın 14 kişilik 3 motorlu "Junkers G.24", diğeri altı kişilik tek motorlu "Junkers F.13" yolcu uçaklarıyla Ankara-Kayseri arasında, ülkedeki ilk hava yolları uçuşları sayılan ulaşım uçuşlarını yaptı. Daha sonra Hürkuş, Türk Hava Kurumu'ndaki eski görev yeri olan Teknik Şube'ye geri döndü.

1930 yılında Ankara’da toplanan Sanayi Kongresi'nde açılan Yerli Mallar Sergisi’nde kendisine ait yerli malı uçaklarının resim ve maketleri ve üstten kanatlı kapalı kabinli "Vecihi K-XI" tipi uçağın modeline ait minyatür katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Yeni uçak model ve tiplerini tasarlamaya devam eden Hürkuş, Kadıköy’de bir keresteci dükkanı kiraladı ve burada üç ay içinde "Vecihi XIV" uçağını imal etti. Bu iki kişilik, tek motorlu spor ve eğitim uçağı ilk uçuşunu büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında 27 Eylül 1930'da Kadıköy'ün Fikirtepe semtinde gerçekleştirdi. Vecihi XIV, Türkiye'nin ilk sivil uçağı, kendisinin de ürettiği ikinci uçak oldu.

Bunun üzerine bakanlıktan, uçağın istenen belgeleri alması amacıyla Çekoslovakya’ya gönderilmesi için izin çıkardı. Uçak sökülerek demir yoluyla Prag’a gönderildi. Hürkuş, 23 Nisan 1931'de Çek yetkililerden uçuş izni aldı ve Türkiye’ye dönünce uçağın kullanımda kalması amacıyla Posta İdaresi ile "Ankara-Erzurum" ile "Ankara-İstanbul" arasında posta hattı kurulması için görüşmeler yaptı.

İlk Türk sivil havacılık okulu Vecihi Sivil Tayyare Mektebini (VSTM) kurdu

Bu arada Hürkuş yetkili makamlarla birtakım sorunlar yaşamaya başladı, yardımcılığını yapan makinistin de görevine son verildi. Bunun üzerine kurumdan yeniden ayrıldı. 21 Nisan 1932'de ilk Türk sivil havacılık okulu olan Vecihi Sivil Tayyare Mektebini (VSTM) kurdu. Okula ikisi kız olmak üzere 12 öğrenci kaydoldu.

1933’te Vecihi Hürkuş, iş adamı Nuri Demirağ'ın 5 bin lira bağışta bulunmasının ardından "Vecihi XVI" kapalı kabin uçağını imal etti.

Aynı yıl, tek satıhlı "Vecihi XV" uçağını da yaptı. 30 Ağustos 1933’te ikişer adet Vecihi XIV ve Vecihi XV uçakları ve bir adet Nuri Bey Vecihi K-XVI uçağıyla öğrencileri, İstanbul’da gösteri uçuşu düzenledi.

Öğrencileri çeşitli başarılara imza atmalarına rağmen okulu, maddi sıkıntılar ve öğrencilerinin diplomalarına denklik verilmemesi yüzünden kapandı.

Bundan sonra, Türk Hava Kurumu Başkanı Fuat Bulca’nın çağrısı üzerine yeniden Ankara’ya döndü. Burada başöğretmen olarak görev yaptı. Etimesgut hangarlarını inşa etti. Yetiştirdiği öğrenciler, Rusya’ya eğitime gönderildi.

1936 yılında yeğeni Eribe'nin Cumhuriyet Bayramı törenleri provalarında paraşütünün açılmayarak yaralanması ve ardından vefatının üzerine büyük üzüntü geçirdi.

1937’de Hürkuş, mühendislik eğitimi için Almanya’ya gitti. Weimar Mühendislik Mektebinden 27 Şubat 1939‘da tayyare makine mühendisliği diplomasını alarak mezun oldu. Yurda dönüşünde Türk Hava Kurumu tarafından Van’a tayin edildi. Bunun üzerine Hürkuş görevinden yeniden istifa etti.

1942’de "Vecihi Havada" kitabını yayınladı. 1947’de Kanatlılar Birliği'ni kurdu. Türk Hava Kurumundan "Magister" tipi bir öğrenim uçağı temin ederek kızı Gönül ile "Kanatlılar" adlı bir dergi çıkarttı.

Hürkuş Hava Yolları’nı kurdu

1951'de beş arkadaşıyla birlikte havadan zirai ilaçlama yapmak üzere "Türk Kanadı" şirketini kurdu. Sait Bayav ve Muammer Öniz ile İngiltere'den "Auster MK-V" tipi üç uçak aldı. 1954’te Hürkuş Hava Yolları’nı kurdu.

Sefer yapılmayan şehirlere uçuş koyma izni alamayan, bir süre gazete dağıtımı yapmak isteyen Hürkuş'un şirketi daha sonra kapandı.

Elinde kalan son uçağı "TC-ERK"i Maden Tetkik Arama Enstitüsü'nün emrinde kullandırarak, Güneydoğu Anadolu’da toryum, uranyum ve fosfat arama çalışmalarını yaptırdı.

Ömrünün sonuna kadar Türk havacılığının gelişmesi için büyük çabalar sarf eden Vecihi HÜRKUŞ 16 Temmuz 1969’da hayatını kaybetti.

HÜRKUŞ Projesi

Türk havacılığına önemli katkılar yapan Vecihi Hürkuş, vefatının üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen unutulmadı. Adı, Türk havacılığıyla ilgili önemli bir projeye verilerek ölümsüzleşti. Türk Hava Kuvvetleri’nin pilot yetiştirmek için kullandığı yeni nesil temel eğitim uçaklarına “HÜRKUŞ” adı verildi.

“HÜRKUŞ Geliştirme Projesi” Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) arasında 2006’da imzalanan protokolle başladı. HÜRKUŞ sözleşmesi kapsamında 2 adet uçar prototip uçak ve 2 adet yapısal test uçağı geliştirildi. Bunun yanı sıra uçaklara ilişkin yer destek teçhizatı ve yedek malzeme üretimi gerçekleştirildi.

Türkiye’nin ilk temel eğitim uçağı HÜRKUŞ-A ilk defa 29 Ağustos 2013’de havalandı. HÜRKUŞ-A, Avrupa Havacılık Emniyet Ajansı (EASA) ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden (SHGM) sertifika alan ilk Türk uçağı oldu.

HÜRKUŞ-B ise ilk uçuşunu 30 Ocak 2018’de başarıyla gerçekleştirdi. Uçak, HÜRKUŞ-A’ya göre daha donanımlı olarak üretildi.